21 Mart 2017

sizlerle paylaşmazsam çatlardım:)

KIRKLI YAŞLARDAN SONRAKİ FARKINDALIKLARIM *
Bazı şeyler için artık sabrım yok;
ukala biri haline geldiğim için değil,
aksine hayatımda artık beni mutsuz eden
ya da üzen şeyler ile
vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim
bir noktaya ulaştığım için…
Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere
ve hangi türden olursa olsun
talep ve beklentilere artık sabrım yok.
Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye
ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim.
Artık yalan söyleyen
ve beni yönetmek isteyen insanlara
bir tek dakika bile harcamak istemiyorum.
Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların
ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda
bulunmak istemiyorum.
Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok.
Aynı şekilde boş dedikodulara da
bulaşmak istemiyorum.
Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan
nefret ediyorum.
Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan
bir dünyaya inanıyorum,
bu nedenle katı ve toleransı olmayan insanlardan kaçınıyorum.
Arkadaşlıkta sadakatsizlikten
ve ihanetten hoşlanmıyorum.
Birisine nasıl iltifat edileceğini
ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum.
Abartılar beni sıkıyor.
Ve her şeyin de üzerinde,
sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok”.
MERYL STREEP

Ayrılmak ne kadar zor... Unutulmak çok acı....


Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece....

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, şapka ve yazı

uzun ince bir yoldayım nota ile ilgili görsel sonucu

bu da krem rengi:)

Bir zamanlar

En güzel #tbt ...canım annemle. ..my best #tbt with my mom.

Rana (@ranini35)'in paylaştığı bir gönderi ()

parmaksız cep telefonu eldivenleri örüyorum :)




Kenton Nohut Unu ile Annemden ekmek deneyimi:)

Annem ekmek yaparsa #kenton #kentonnohutunu #un #ekmek #mayalihamur #mayalipogaca

Rana (@ranini35)'in paylaştığı bir gönderi ()

'Yollar uzun, memleket şartları çetin... Biz artık gidelim...' dedi ve gitti. Güle güle Tayfun Talipoğlu

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

18 Mart 2017

Türkiye’nin ilk ve tek Çiğnenebilir Formda ürünleri

multimar
Multimar; 1993 yılından beri, gıda takviyeleri üretimi ile birlikte laboratuvar araç ve gereçleri temini konusunda hizmet vermekte olan Havan İlaç ve Kimya firmasının saf balık yağının yanısıra, inovatif bir yaklaşımla ürettiği; tadı, kokusu ve formuyla çocukların vazgeçilmezi olmaya aday çiğnenebilir formda takviye edici gıdaların markasıdır.
Multimar’da; kalite, verimlilik, müşteri memnuniyeti, takım çalışması, katılımcı yönetim, esneklik ve açık iletişim üzerine odaklanılmıştır.

Havan İlaç ve Kimya, Multimar ürünlerinin tüketiciye güvenilir bir şekilde ulaşması gerekliliğine inanarak, dağıtımını Türkiye genelinde sadece ecza depoları aracılığıyla eczanelere yapmaktadır.







Ürün her ne kadar çocuklar için gıda takviyesi olarak satılsa da içindeki prospektüs de yetişkinlerin de kullanabileceğini yazmaktadır. O yüzden ben de bağışıklık sistemi bir hayli zayıf olan annem için de eczaneden resimdeki ürünleri  aldım ... İlk olarak Balık Yağı şurubundan başladık...
Haydi bakalım şifa olsun inşallah....

Multimar 

Ürünleri Sadece Eczanelerde Satılmaktadır.

AH BİR ATAŞ VER TÜRKÜSÜ ŞEHİT ER'İN ŞİİRİ İLE




Çanakkale Boğazı... Narburnu açıkları...
4 Nisan 1953... Saat 02:15
Jülide Gülizar anlatıyor:
"Uzun ve yorgun bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Naraburnu açıklarında, İsveç bandralı Nabold şilebiyle çarpıştı...
Sessiz, soğuk ve karanlıktı gece...
Dumlupınar başından aldığı şiddetli darbeyle birkaç saniye içinde sulara gömüldü...
Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dariresine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamadırasıyla denizaltıyla temas kuruldu... Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu... Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için aşağıdakilere gerekmedikçe konuşmamları, şarkı-türkü söylememeleri, sigara içmememleri söylendi... Ancak, saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda, karanlıkta bekleyen 22 kişiye herşeyyine aynı sözcüklerle anlatıldı: Konuşabilirler, türkü söyleyebilirler, hatta cigara bile içebilirlerdi...